MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in istifa kararıyla fitili ateşlenen süreç, dalga dalga yayılarak İstanbul teşkilatının tamamen feshedilmesine yol açtı. Teşkilatlardaki bu "reset" operasyonu gözleri bir anda Eskişehir’e çevirirken, mevcut İl Başkanı İsmail Candemir’in de koltuğunun sallantıda olduğu ve her an görevden alınabileceği yönündeki iddialar siyaset kulislerini hareketlendirdi.
Hal böyle olunca birçok ismin il başkanlığı için çalışmalara başladığı anlaşılıyor. Yıllardır partinin hiçbir çalışmasında olmayanlar da var işin içinde, dışarıda kalıp partisini destekleyenler de; bugün halen farklı görevlerde olup ismi il başkanlığı için anılanlar da. Temennimiz, Ülkücü Hareket adına hayırlı bir karar çıkmasıdır. Zira MHP, ülkenin temel taşıyıcı kolonlarından birisidir ve Eskişehir’de bu kolonun demiri, çimentosu, çileyle yoğrulmuş harcıdır.
Bazı gazeteci dostlar isimler paylaşmaya başladı. Paylaşımlar yapılıyor, elden ele dolaşıma sokulan kulis bilgilerine sürekli yeni isimler ekleniyor. Anlayacağınız MHP Eskişehir’de hareketli günler yaşanıyor. Bir de işin diğer kısmına, Başbuğ Alparslan Türkeş’in iki emanetinden biri olan Ülkü Ocaklarına bakalım Eskişehir özelinde.
90’lı yılların ortaları… Eskişehir Ülkü Ocakları… Seminer salonunun önünde bir nöbetçi…
‘’Kim var salonda?’’ dedim. ‘’Atatürk Lisesi Teşkilatı var.’’ dedi kapıdaki genç. İçeriye alıp almamakta anlık bir tereddüt yaşadığını fark ettim; müsaade isteyip girdim. Usulca bir sandalyeye oturdum. Yaşına göre hayli davudi sesli bir okul başkanı seminer veriyor. ‘’Birlikte hayır, ayrılıkta azap vardır; bir olalım, iri olalım, diri olalım!’’ sözleriyle tamamlıyor sohbeti.
Sonrasında; o semineri veren genç, Eskişehir Merkez Ocakta birçok ocak başkanı döneminde yönetimlerde yer alırken, bir taraftan da şehrin abisi olma yolunda hızla ilerliyordu. Gerek ilmiyle gerek sadakatiyle gerek cesareti gerekse adaleti ile gönüllere giriyor ve adı sıkça anılır oluyordu. Bu kadar şey yaşanırken insanın dostu da hasmı da elbette çok olur!
Sonrasında bu arkadaşımız Tepebaşı Ülkü Ocakları Başkanlığı ve Eskişehir Ülkü Ocakları Başkanlığı görevlerine getirildi. Evet, halen Eskişehir Ülkü Ocakları Başkanı olarak görev yapan Ahmet Ceyhan’dan bahsediyorum. Başbuğ’dan Lidere uzanan bu dosdoğru yolda milim taviz vermeden, adamın adamı değil davanın adamı olma düsturuyla geçen yıllar…
O gün benim, kırka yakın gencin ve ocak duvarlarının şahit olduğu ’’Birlikte hayır, ayrılıkta azap vardır.’’ hadis-i şerifi nasıl anlam bulduysa; bugün ise duvarlar yerine meydanlar, mahalleler, köyler, sokaklar, üçler, yediler, kırklar; gençler yerine binlerce hemşehrimiz şahitlik ediyor Ahmet Ceyhan’ın birlik ve beraberliğe verdiği öneme.
Aslına bakarsanız Tepebaşı Ocak Başkanı olduğunu duyduğumda çok şaşırmıştım. Daha farklı görevler alabilirdi Ahmet Ceyhan. Kent hafızası, siyasi müktesebatı çok müsaitti bu görevler için. Kırk yaşını geçmiş birinin Ocak Başkanı olması enteresandı. Her nefis bunu kabullenmez. Ama görev alınmaz, verilir.
Derlendi, toparlandı Tepebaşı. Sayamayacağım kadar çok gençle, mahalle büyükleri ile yaptığı faaliyetlere halkı ortak ettiği gerçeği bu defa kimseyi şaşırtmıyordu. Çünkü ‘’Ülkücünün en önemli vasfı teşkilatçılığıdır.’’ derdi Başbuğumuz. ‘’Gençler; hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, yere düşürmeyin, kirletmeyin.’’ sözü her ülkücünün kulağına küpe olmuştur.
Sonra ona emanet edilen Tepebaşı Ocak Başkanlığındaki göz ve gönülleri hoş eden aydınlığı Eskişehir geneline yaymak için bu defa da Eskişehir Ülkü Ocakları Başkanlığına getirildi. Atamasına bizzat Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım katıldı. Ülkücü kuruluşlarla, gençlerle, taş medreselilerle, mevcut yönetimlerle, halkla istişareler yaptı Ahmet Yiğit Yıldırım. Yaşı Ocak Başkanı olmak için hayli geç olmasına karşın atamasını gerçekleştirdi ve o göz ve gönül aydınlığı tüm şehre yayıldı Ahmet Ceyhan’ın.
Yazının bir yerinde ‘’Bu kadar şey yaşanırken insanın dostu da hasmı da elbette çok olur!’’ demiştim. Belirli gruplarla yaşadığı bazı olayları Ocak Başkanı olduktan sonra dönemin MHP’li bir Genel Başkan Yardımcısı sebebiyle, teşkilata duyduğu saygı gereği rafa kaldırdı. Öyle ki; kamuoyunca da bilinen ve devamında Ahmet Ceyhan’ın bir süre cezaevinde kalmasına sebep olan olayda ismi geçen şahıslardan için İzzet Ulvi Yönter ‘’manevi yeğenlerim’’ diyerek sahip çıkmış, Ahmet Ceyhan ise teşkilat büyüğüdür diye nefsini yenmek zorunda kalmıştı. İl Başkanının şahit olduğu bu durum çokça konuşulmuştu Eskişehir’de. MHP Genel Başkan Yardımcısı bir şey söyleyecek, o isteği meşru olduktan sonra yerine getirmemek olmaz; çok defa bu saygıyı gösterdi Ahmet Ceyhan İl Başkanına, MKYK üyelerine, Genel Başkan Yardımcılarına. Çok defa da sırf teşkilat büyüğüdür makamı vardır diye gösterdiği saygı içinde hep huzursuzdu.
Nefsini ayaklar altına almak derken öyle hafife almayın durumu. Kolay değildir o işler. O yaşta Ocak Başkanlığını sırf davamın bana ihtiyacı var diye kabul edeceksiniz; ocağın gençlerini çoluk çocuğunuzdan ayırt etmeyecek, hatta onlara daha çok vakit ayıracaksınız vesaire…
1989 yılında ortaokul talebesi iken milliyetçi bir gazete abonesi oldum rahmetli ağabeyim vasıtasıyla. 17 Kasım 1992 yılında Başbuğ Alparslan Türkeş’in açılışını yaptığı Esentepe Ülkü Ocağında başkanlık yaptım. Ülkücü İşçilerden merkez ocak başkan yardımcılığına, okul başkanlıklarından vekaleten İl Ocak Başkanlığına, mahalle başkanlıklarından, her iki ilçede (Tepebaşı, Odunpazarı) başkan yardımcılıklarına kadar pek çok görev yaptım.
Ocak Başkanı olarak görev yaptığım ocağa, asker dönüşü Genç Ülkücüler Başkanı olarak geri döndüm. Kolay değildir öyle nefsi ayaklar altına almak. Ahmet Ceyhan tevazusu ile bunu defalarca başardı. Afiş yapıştırırken de gördüm, Liderimiz Devlet Beyin yanında da. Erzak dağıtırken de gördüm gece yarıları, ders anlatırken de. Doksanlı yılların sonunda Ocak Başkanı iken yaptırdığım ülkücü şehit kabirlerinde de gördüm, şehitlerimizin yakınlarını ziyaret ederken de.
Ders niteliğindedir yaşadıkları ezcümle. MHP İl Başkanı, MKYK, Genel Başkan Yardımcıları; görevde kim varsa sözlerini Devlet Bey sözü bilmiş, sözün üzerine asla söz söylememiş. On yıllardır bu davada duruşu ile de konuşuyor zaten anlayana. Huydur onda. Anlayana anladığı dilden konuşmak... Duruşunu anlamayana söz söylemek israftır.
Ahmet Ceyhan; Başbuğ’dan Liderimize, dosdoğru yolda yürümüş gerçek bir ülkücüdür. İl başkanlığı isimleri konuşulduğu şu dönemde sadakati ile takdir ettiğimiz, çalışkanlığı ile iftihar ettiğimiz Ahmet Ceyhan’ın İl Başkanı olması canı gönülden isteğimdir.
Her halukarda İzzet Ulvi Yönter’in görevden ayrılmak zorunda kalması Ahmet Ceyhan üzerindeki huzursuzluğun da ortadan kalkması demek. Bu da demek oluyor ki; her ne görev verilirse verilsin Ülkücüler kazanacak. Dava kazanacak. Umulur ki İl Başkanı olur. Hoş da olur. Yakışan odur.