Eskişehir, dışarıdan bakıldığında "Avrupa kenti" imajıyla anılan, estetiğin ve şehirciliğin sembolü olarak gösterilen bir şehir.
Ancak bazen vitrinden kafanızı çevirip ara sokaklara daldığınızda, karşınıza çıkan manzara sizi modern bir kentten alıp bir "tekstil atölyesine" götürebiliyor. Özellikle Tepebaşı bölgesindeki ara sokaklarda yürürken, ayaklarınızın altında yükselen o garip mühendislik harikasına bir isim bulmakta zorlanıyorsanız, ben yardımcı olayım: Kırkyama Yorgan.
Hani eskilerin "patchwork" dediği, her parçası başka bir kumaştan, başka bir renkten ve başka bir zamandan kalma o meşhur yorganlar vardır ya; işte Tepebaşı’nın bazı sokakları ve kaldırımları tam olarak bu sanatın (!) sokağa yansımış hali.
"Kılı Kırk Yararak" Yama yapmak kolay değil…
Peki, bu görsel kaosun sebebi ne? Cevap malum: Belediye borçlu! Hal böyle olunca, belediye de elindeki kısıtlı imkanlarla adeta bir mucize yaratmaya çalışıyor. Yamalı sokaklar…
Estetik harikası (!) kırkyamaları ile sanatsal sokaklar Tepebaşı’nı başka bir noktaya taşıdı şehirde. Vatandaşın yolda yürürken tökezlemesi mi? Canım o kadar da olsun, neticede para yok ve kılı kırk yarıyorlar.
Bir Mühendislik Dehası mı, Yoksa İroni mi?
Yıkık dökük kaldırımlar, aniden yamalı, çukurlarla bezenmiş bir asfalt. Biraz daha yürüyorsunuz, karşınıza geçmiş dönemden kalma beton dökümleri çıkıyor. Derken, bir altyapı çalışması sonrası "geçici" niyetiyle atılmış ama kalıcıya dönüşmüş stabilize bir dolgu selamlıyor sizi.
Estetikten yoksun, yürürken bile denge tahtasındaymış hissi veren bir zemin mozaiği.
Modernlik Vitrinde, Çile Ara Sokakta
Tepebaşı'nda hayatın aktığı ara sokaklar adeta unutulmuş birer köy gibi. Bebek arabasıyla o kaldırımlarda ilerlemeye çalışmak bir doğa sporu, yaşlı bir vatandaşın tökezlemeden yürümesi ise bir mucize.
Yönetim, borçlarla mücadele ederken kılı kırk yararak patchwork sokaklara sanatsal bakıyor olabilir ama Tepebaşı gibi vizyon sahibi bir bölgeye bu "günü dahi kurtaramama" anlayışı yakışmıyor.
Sonuç Yerine...
Eğer yolunuz düşer de ara sokaklarda ayağınız bir taşa takılırsa sakın kızmayın. Sadece durun ve yerdeki o çok renkli, çok katmanlı yapıya bakın. Belki de belediyecilikte "borçla sanatsal mücadele" adı altında yeni bir akım başlatılmıştır ve biz bunun bir "ironi" olduğunu anlamıyoruzdur.
Ama unutulmamalıdır ki; kırkyama yorgan yatağa yakışır, modern bir kentin kaldırımlarına değil.